Güçlü Rakipler ve Gümrük Vergisi Savaşları

Güçlü Rakipler ve Gümrük Vergisi Savaşları

“Beni ilgilendirmiyor” demeyin. Yazının sonuna geldiğinizde bu tartışmanın şirketinizin kapısına kadar geldiğini göreceksiniz.

Trump’ın uyguladığı yeni gümrük vergileri dünya ticaretini alt üst ediyor. Avrupa Birliği ülkeleri bugüne kadar Amerika’ya %1,5 gümrük vergisiyle ihracat yapıyordu. Bir gecede bu oran %15’e çıktı. Yani dün ödediklerinin on katı.

Brezilya ve Kanada masaya oturmadı. Kaybettikleri Amerikan pazarının yerine Orta Doğu ve Uzak Doğu’da yeni pazarlar kuracaklarını açıkladılar. AB’deki firmalar da birbiri ardına aynı kararı veriyor: Amerika yerine yeni pazarlar, yeni müşteriler.

Bu pazarlardan biri Türkiye.

Güçlü Rakipler Geliyor

Dünyanın en rekabetçi pazarlarından birinde, Amerika’da, kendini kanıtlamış firmalar önümüzdeki dönemde Türkiye’de ciddi satış faaliyetine girebilir. Bu firmaların satış, pazarlama ve müşteri hizmetleri altyapısı bizim piyasada alışkın olduğumuzdan farklı. Daha sistematik, daha ısrarcı, daha profesyonel.

Bunlara karşı hazır mısınız?

Satış ve Pazarlamayı Ciddiye Alın

Teknik ürün üreten şirketlerin patronları genellikle teknik kökenli. Daha iyi ürün geliştirmekten iyi anlıyorlar, satıştan daha az. Bu bugüne kadar idare etti.

Artık etmeyecek.

Pazardaki müşteri adaylarının tamamına sistematik biçimde ulaşmak zorunda kalacaksınız. Ulaşamadığınız müşteriye yeni gelen rakip ulaşacak. Birkaç satıcı alıp “hadi gidin satın” diyerek kurulan satış ekipleri bu rekabette tutunamaz. Satıcıları dünyada nasıl yönetiliyorsa öyle yönetmek gerekiyor; aksi halde iyi satıcılarınız zaten bu yeni rakiplere geçer.

Müşteri hizmetleri de aynı şekilde. “Gelen şikayetlere bakıyoruz” artık yeterli değil. Müşteri hizmetleri son otuz yılda dünyada ciddi bir disipline dönüştü. Rakipleriniz bu disiplinle geliyor.

AR-GE’yi Bir Sisteme Oturtun

Güçlü rakiplere karşı durmanın tek sürdürülebilir yolu sürekli daha iyi ürün çıkarmak. Ama “daha iyi ürün yapalım” hedefi kafada kaldığı sürece bir şey değişmiyor. Önemli olan AR-GE’yi takvime ve somut hedeflere bağlamak: hangi ürün, ne zamana kadar, hangi özelliklerle.

Sürekli yeni ürün çıkaran bir firma müşterinin gözünde farklı görünür. “Bu firma bugün olduğu kadar yarın da ihtiyaçlarıma cevap verir” dedirtir. Bu güven fiyat rekabetinin önüne geçer.

İhracatı Ertelemeyin

Önümüzdeki yıllarda yalnızca Türkiye pazarında başarılı olmak yeterli olmayacak. Cirolarının büyük bölümünü ihracattan kazanan, seçtikleri hedef ülkelerde ofis kurup oralı bir firma gibi çalışan şirketler farklı bir konuma geçiyor. İhracatçı olmak ile global firma olmak arasında büyük fark var.

Uzak görünüyor olabilir. Ama aynı zamanda şirketi bambaşka bir boyuta taşıyan bir süreç.

Sermayenizi Güçlendirin

Uluslararası rakiplere karşı koyabilmek için kârlı çalışmak ve bu kârları sermayeye dönüştürmek gerekiyor. Zayıf sermayeyle güçlü rakiplere karşı durmak mümkün değil. Bugüne kadar yalnızca ürün geliştirmeye odaklanan patronların finans yönetimini de daha yakından takip etmesi gerekiyor.

Yalnız Yönetmeye Çalışmayın

Bütün bu değişimi kendi başınıza yönetmek zor. Doğru ve tecrübeli kadroyu çekmek, işi onlarla birlikte yürütmek şart. Bunun yanında şirkette henüz olmayan yönetim birikimini içeriye taşıyacak danışmanlık desteği de bu dönemde belirleyici olacak.

Özet

Dünya ticaretindeki bu kargaşa iki şey yapıyor aynı anda: bir yandan güçlü rakipleri Türkiye pazarına itiyor, öte yandan hazırlıklı şirketler için yeni ihracat kapıları açıyor. Satış sisteminizi kurun, AR-GE’yi takvime bağlayın, ihracatı erteleyin, sermayenizi büyütün.

Bunları yapan firmalar bu dönemden güçlenerek çıkar.

Güçlü rakiplerle nasıl rekabet edeceğiniz konusunda sormak istediğiniz sorular olursa bize [email protected] adresinden veya 0555 056 91 10 numarasından ulaşabilirsiniz.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir